Karma kimlere denir?
İzmir’de sabahın erken saatleri… Alsancak’ta rüzgâr hafif hafif esiyor, ben ise gözler yarı kapalı halde kahve kuyruğunda bekliyorum. İçimden tek bir cümle dönüp duruyor: “Dün yaptığım o küçük şey… kesin bugün geri dönecek.” İşte tam o an, hayatın en komik ama en kaçınılmaz sorusu aklıma geliyor: Karma kimlere denir?
Karma dediğin şey aslında öyle mistik, sisli, dumanlı bir kavram değil. Daha çok hayatın sana “bak bunu not ettim” deyip zamanı gelince geri yolladığı küçük paketler gibi. Bazen güldürüyor, bazen “hak ettim” dedirtiyor, bazen de “bu bana niye oldu ya?” diye tavana bakarken yakalıyor insanı.
Ben 25 yaşında, İzmir’de yaşayan, arkadaş grubunda sürekli espri patlatan ama eve gidince yatağa uzanıp günün tüm diyaloglarını tekrar tekrar analiz eden biriyim. Yani dışarıdan “rahat” görünen, içeriden “fazla düşünen” paket. Karma meselesini de en çok böyle insanlar kafaya takıyor zaten.
Karma kimlere denir? sorusunun sokaktaki karşılığı
Geçen gün otobüste yaşadığım bir olayı anlatayım. Önümde biri telefonla yüksek ses konuşuyor:
— “Abi ben sana demiştim ya, o iş olmayacak!”
Ben de içimden “keşke kulaklık icat edilmeseydi ama sadece başkalarında çalışsaydı” diye geçiriyorum.
Tam o sırada otobüs ani fren yaptı, adamın telefonu elinden uçtu. Telefon bana doğru geliyor… refleksle tuttum. Adam bana baktı:
— “Kardeşim çok sağ ol ya, helal olsun.”
Ben de gülümsedim ama iç ses şöyle dedi: “Dün sen de metroda bağırarak konuşuyordun, hatırladın mı?”
İşte tam bu noktada insan şunu düşünüyor: Karma kimlere denir? Belki de sadece başkalarına değil, kendine de küçük notlar bırakan bir sistem.
Arkadaş ortamında karma: herkesin birbirine gizli dosya açtığı yer
Bizim arkadaş grubu tamamen “herkesin geçmişi herkeste kayıtlı” sistemiyle çalışıyor. Birinin yaptığı en küçük hata bile yıllar sonra sofrada tekrar gündeme gelir.
Geçenlerde biri şöyle dedi:
— “Ben artık sağlıklı besleniyorum.”
Diğeri hemen yapıştırdı:
— “Sen geçen yaz gece 3’te 2 lahmacun + ayran + tatlı üçlemesi yapıp sonra ‘ben neden kilo alıyorum’ diye ağlamıyor muydun?”
Masada kahkaha kopuyor ama işte orada karma devreye giriyor gibi. Çünkü herkes bir gün kendi geçmiş mesajlarının, davranışlarının ya da o anki “ben çok cool’um” hallerinin geri döneceğini biliyor.
Ben de masum değilim bu konuda. Bir gün bir arkadaşımın saçını beğenmeyip “sana bu model gitmemiş ya” demiştim. Üç hafta sonra aynı berber beni mahvetti. Aynaya baktım:
— “Bu ne?”
Berber:
— “Modern kesim.”
İç ses:
— “Modern değil, intikam.”
Karma kimlere denir? Aşk hayatı versiyonu
Aşk konusu var ya… Karma’nın en sevdiği oyun alanı orası olabilir.
Birine geç cevap verirsin… sonra biri sana geç cevap verir.
Birini “görüldü”de bırakırsın… sonra sen günlerce “görüldü”de kalırsın.
Bir keresinde biriyle konuşuyorum, ben baya cool takılıyorum. Mesajlara 2-3 saat sonra dönüyorum. O an kendimi “ulaşılamaz erkek” sanıyorum. Sonra ne oldu?
Aynı kişi bir gün mesajıma 18 saat sonra döndü.
Ben:
— “Nasılsın?”
O:
— “İyiyim, yoğundum.”
Ben içimden:
— “Yoğunluk mu? Ben de seni beklemekten zamanın akışını sorguladım.”
İşte o gün anladım ki Karma kimlere denir sorusunun cevabı biraz da “fazla özgüvenli davranan herkese” olabilir.
DM kutusu ve evrenin denge sistemi
DM atarsın, cevap gelmez.
Sonra bir gün biri sana DM atar, sen yoğun olursun.
Evren der ki:
— “Eşitlendiniz.”
Bu kadar basit aslında. İnsan ilişkileri Excel tablosu gibi. Birine -1 yaptıysan, bir yerde +1 olarak geri geliyor.
Spor salonunda karma: ağırlıklar bile seni tanıyor
Spor salonu da karma için ayrı bir arena.
Bir gün salona gidiyorum, herkes çok profesyonel… ben ise bench press’te 30 kiloyla savaş veriyorum. Yanımdaki adam 100 kilo kaldırıyor. İçimden diyorum ki:
— “Tamam kardeşim, sen bu oyunun son boss’sun.”
Ama sonra ne oldu biliyor musunuz?
Aynı adam squat yaparken barı düşürdü. Ve ben yardım ettim.
O an iç sesim:
— “Karma tutorial tamamlandı.”
Salondan çıkarken düşündüm: Belki de hayat böyle. Bir gün izlersin, bir gün yardım edersin, bir gün de yardıma ihtiyacın olur.
İç sesle kavga: en büyük karma ortağı
İlgili Makale: Karl Marx'a göre sınıf çatışması nedir ?
Beni en çok yoran şey dış dünya değil, kendi iç sesim.
Bir şey yapıyorum:
Ben:
— “Boşver ya, önemli değil.”
İç ses:
— “Emin misin? 2019’da yaptığın şeyi hatırlatmamı ister misin?”
Ben:
— “Gerek yok.”
İç ses:
— “Ben yine de hatırlatıyorum.”
İşte bazen karma dışarıdan değil, içeriden geliyor gibi hissediyorum.
Karma kimlere denir? aslında sadece kötü yapanlara mı?
Burada en büyük yanlış anlaşılma şu: Karma sadece “kötülük yapanı cezalandıran sistem” değil.
Bazen çok iyi bir şey yaparsın, karşılığında beklemediğin bir güzellik gelir.
Mesela bir gün sokakta yaşlı bir amcaya yardım edersin, ertesi gün hayatında küçük bir kapı açılır. Ya da hiç beklemediğin bir anda biri sana yardım eder.
Ama biz genelde kötü tarafına takılıyoruz çünkü insan beyni dramatik olayları daha çok seviyor.
Bir de şu var: Karma bazen gecikmeli çalışıyor. Yani “hemen şimdi” butonu yok.
Sabırsızlık ve karma ilişkisi
Benim en büyük problemim sabırsızlık.
Bir şey yaptım mı, hemen karşılığını görmek istiyorum.
— “Tamam ben bugün iyi davrandım, evren nerede ödülüm?”
Ama hayat:
— “Sıraya girdin, bekle.”
Bu bekleme süresi insanı delirtebilir. Çünkü insan beyni anlık tatmin sever. Ama karma sistemi biraz daha “uzun vadeli yatırım” gibi.
Küçük hesaplar, büyük geri dönüşler
Bazen küçük şeyler birikir. Birine ters bakış, kırdığın küçük bir kalp, görmezden geldiğin bir selam…
Sonra bir gün hepsi tek paket olur ve önüne gelir. Ama aynı şekilde güzel şeyler de birikir.
Birine içten gülümseme, yardım, sabır… hepsi de bir yerde sana döner.
Karma kimlere denir? sorusunun gerçek cevabı
Aslında bu sorunun net bir cevabı yok. Ama sokakta yürürken, otobüste beklerken, arkadaş masasında gülerken şunu fark ediyorsun:
Karma herkesle ilgileniyor.
Kimseyi unutmuyor, kimseyi tamamen görmezden gelmiyor. Sadece zamanlaması farklı.
Bazen hızlı, bazen yavaş, bazen de tam “unutuldu” sandığın anda geliyor.
Ben artık şuna inanıyorum: Karma bir ceza sistemi değil, bir denge refleksi.
Gün sonunda İzmir akşamı ve düşünceler
Kordon’da yürürken denize bakıyorum. Martılar bağırıyor, insanlar kahkahalar atıyor. Bir yandan da kafamın içinde şu düşünce var:
“Bugün yaptığım şeyler, yarın bana nasıl dönecek?”
Ama sonra gülüyorum.
Çünkü hayatı sürekli böyle hesap kitap içinde yaşarsan, en güzel anları kaçırırsın.
Belki de karma dediğimiz şey, bizi korkutmak için değil, fark ettirmek için var.
Birine davranışını hatırlatmak, kendine aynayı çevirmek, bazen de “aynı şeyi sen de yaşadın” demek için.
Ve en garibi… insan bunu en çok kendi başına gelince anlıyor.
O yüzden artık biri geç cevap verdiğinde çok sinirlenmiyorum. Bir şey ters gittiğinde hemen “karma” demiyorum.
Sadece gülüyorum.
Çünkü biliyorum, hayat bir şekilde dengeyi buluyor.