Hayvanların En Belirgin Özellikleri Nelerdir?
Hayvanları anlamak, onlara sadece bakmakla kalmak, bazen onları kendi gözümüzle görüp iç sesimizi dinlemekle ilgili. Herkesin bir hayvan gibi yaşama hayali vardır, değil mi? Bazen sabah uyanıp iş yerine gitmek için saatlerce beklerken, kendimi bir kaplumbağa gibi hissediyorum. “Ne zaman bitecek bu yolculuk?” diye soruyorum, tıpkı sabahları sahilde bir kaplumbağanın güneşlenmek için sabırla beklediği gibi. Ama bir hayvan olmanın en güzel yanlarından biri de “hayatta kalma” meselesinin gerçekten de hayatta kalmaya dönük olması. Yani hayvanların hayatı sadece yemeye, içmeye, uyumaya değil, hepimizin bildiği gibi hayatta kalma sanatı. Peki, hayvanların en belirgin özellikleri nelerdir? Hadi gel, bu soruya mizahi bir şekilde bakalım.
Hayvanlar Neden Hep Kendilerini Aşırı İyi Gösteriyor?
Bunu her zaman düşünürüm, hayvanlar kendilerini neden bu kadar şımartıyorlar? Mesela kediler… Kediler, bizim evdeki tahtı sallayacak derecede çok önemli varlıklar. Yani ben mi bir insan olarak kendimi kötü hissetmeliyim yoksa kedi mi kendini bir tanrı gibi hissetmeli? Anlamadım. Sabahları saat 7’de bir şekilde gözlerimden uyku yokken, kedim ‘Ben uykumu alacağım, bu evdeki bütün güneş ışığını sadece ben alırım’ modunda. Ama o, bir yandan da vücut diliyle bana “bunu sadece sana söylemiyorum, herkes bana hizmet edecek” diyor. Bazen düşünmüyor değilim, kediler bizi yönetiyor mu?
Ama kedinin bu “dominant” tavrının bir nedeni var. Çünkü kediler, bağımsızlıklarının en büyük göstergesi olan canlılardır. Onlar kendilerini “bu evin başı” olarak görürler. Bu aslında hayvanların en belirgin özelliklerinden biridir: kendilerine güvenmeleri ve çoğunlukla her şeyi kontrol etmeye çalışmalarının ardında “hayatta kalma içgüdüsü” yatar. O yüzden, bazen bir kedi bana bakıp, “Beni taklit etseniz iyi olurdu” gibi bakıyor.
Köpekler: Duygusal Zeka vs. İşlevsel Zeka
Evet, köpekler. Bizim sadık dostlarımız. Her ne kadar kendileri sürekli olarak iş başında olsa da, gerçekten de köpeklerin duygusal zekası insanlardan bile daha güçlü olabilir. Çünkü bir köpek, 5 dakika önce ne olmuş olursa olsun, sadece bir ilgi kelimesiyle tüm dünyasını unutabilir. “Yani 5 dakika önce bana kötü davrandın, hadi gel seni öpeceğim” derler. Tabi, insan olmak kolay değil. Ben köpek olsam da bu kadar rahatlıkla affetmezdim, ama köpeklerin en belirgin özelliklerinden biri de bu: Affetme ve sevgi. Şimdi ben de insan olduğum için affetmeye çalışıyorum, ama bazen “Hayır, bunu unutamam!” diyorum.
Bir köpekle sohbet ediyorum gibi hissediyorum bazen. Hayatın her anında “neşeyi” bulabilen bir varlık. Mesela, bir çorap kaybolduğunda veya yeni bir top alındığında hemen bayram havası. Beni kıskandıracak şekilde mutlu oluyorlar! “İşte hayatın gerçek anlamı, top! Koş, zıpla, oyna!” derken, ben ofise gitmek için sabah 8’de uyanıp kahvemi içiyorum. Kıyaslanacak bir şey de yok, ama köpeklerin bu saf mutluluğu o kadar etkileyici ki.
Diğer Hayvanlar: Öğrenmeye Açık Olmak!
Hadi biraz da tavşanlara bakalım. Tavşanlar, yaşamı öğrenmekten asla vazgeçmeyen, sürekli etrafı keşfeden küçük meraklı varlıklardır. Bir tavşan, sürekli etrafına göz gezdirir ve ne zaman eğlenceli bir şeyler görse, anında ona yönelir. Bunu bir tavuk gibi, bir ördek gibi düşünürseniz, tüm hayvanlar ne kadar farklı ama bir o kadar da benzer. Bu eğilim, hepimizin içindeki merakla ilgili. Gerçekten de hayvanlar arasında “benim işim, sürekli öğrenmek ve yeni şeyler keşfetmek” diyen yok. Ama bazen takılmam gerektiği zamanlar oluyor, mesela bir tavşan gibi etrafıma bakıp “Hmmm, şu an ne yapsam?” diye düşünüyorum.
Hayvanlar, genellikle doğal içgüdüleriyle hareket ederler, bizse genellikle akıl yürütme gücüyle. Ama bazen kendimi bir tavşan gibi hissediyorum, öğrenmeye açık, dünyayı keşfetmeye çalışan ama bazen de korkan ve başıma bir şey gelmesinden çekinen.
Balinalar: Sessizce Güçlü Olmak
Bir de balinalar var. Bu devasa canlılar, okyanusun derinliklerinde sessizce gezerken, sanki dünyayı sallayacak güçteymiş gibi bir aura yaratırlar. Onlar aslında ne kadar güçlü olduklarını yüksek sesle gösterme gereği duymazlar. Hatta bazen de onlara karşı bir hayranlık hissi taşırım. Her şey sessizce yapılır. Ve en ilginç olanı, bazen kendi iç sesiyle savaşıyor gibi olmalarına rağmen, bir balina hiç durmadan ama oldukça sakin bir şekilde yüzer ve yol alır.
Buna ben de alışmaya çalışıyorum; çoğu zaman sessiz ve güçlü bir şekilde yürümek, konuşmadan ama aksiyonlarla kendini göstermek. Tabii ki, bazen bu yolculuklar sırasında evde tıkanmış kafamla, “Kendi balina olayımı mı yaratıyorum?” diyorum ama bir bakmışım, yeni bir fikir bulmuşum.
Kuşlar: Sesli İletişim
Ve kuşlar… Kuşlar her yerde. Ben de bazen sabahları bu kuşları kıskanırım. Biraz daha sesli olma isteğiyle doluyorum. Onlar gibi özgür olmak… Ya da günün ilk ışıklarında “merhaba!” demek, belki de bununla insanları tanımak… Ama gerçekte, kuşların çok belirgin bir özelliği var: sesli iletişim. En güzel şarkılar, belki de onlardan gelir. Onların neşeli melodilerini duyduğumda, sabah uyandığımda bile insan gibi olmak zorunda olmadığımı hatırlatıyorlar bana. Bir insanın yapacağı her şey için sesini kontrol etmesi gerekebilir, ama kuşlar ne zaman isterlerse, dünyayı kendi şarkılarıyla silip süpürürler.
Sonuç
Hayvanların en belirgin özelliklerini düşünürken, bir yanda her biri kendi özgün dilini ve doğasını yaratmışken, bir yanda da ben bu yazıyı yazarken kendimi köpek, kedi, tavşan ya da balina gibi hissediyorum. Hatta belki de bir kuş gibi… Bazen hayat bir hayvan gibi düşünmek kadar basit olmalı. İşin sırrı, hayvanların kendilerine özgü özelliklerinden ilham almak. Tıpkı onlar gibi, saf, içten ve gerçek olmak.
Hayvanların yaşadığı hayatta kalma sürecinde insanlardan çok daha fazla öğrenecek şey var. O yüzden, belki de bizler de bazen bir kedinin rahatına, bir köpeğin sadakatine, bir kuşun neşesine, hatta bir balinanın gücüne ihtiyacımız var. Zaten hayatta kalmak da biraz böyle değil mi? Kendini keşfetmek ve her koşulda ayakta kalmak.